Premenstruel Sendrom (Adet Öncesi Gerginlik Belirtileri)

Adet öncesi gerginlik belirtileri, tıpta “premenstruel sendrom” (PMS) olarak adlandırılır ve kadınlarda adet kanaması öncesi dönemde başlayan ruhsal veya fiziksel bazı belirtiler topluluğunu ifade eder.

Aslında her kadında adet  öncesi, yani adet döngüsünün ikinci yarısında bazı belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtilerin amacı kadının adet olacağından haberdar edilmesi ve böylece hazırlıksız yakalanmasının engellenmesidir. Bu belirtiler kadınların yarısından daha azında rahatsız edici, ancak dayanabilecek şiddette olurken, yüzde 5 kadın oldukça şiddetli belirtiler hisseder.

Bugünlerde dahi oluşum mekanizması tam anlaşılamamıştır, çünkü her hastada farklı düzeyde ve farklı sorunlar ortaya çıkmakta ve bunların neden böyle olduğunu anlatan bir düzey tariflenememektedir. Kesin olan tek şey bu şikayetlerin veya değişikliklerin her ay tekrarlayıcı olması,adet döngüsünün her ay aynı döneminde ortaya çıkması ve adet kanamasıyla gerilemesidir.

PMS, hangi sıklıkla görülür?

Aslında kadınların yüzde 80-90 kadarında adet öncesi rahatsız etmeyecek sorun mutlaka olur ve buna “menstruel molimina” denir. Ancak rahatsızlık verici boyutta olan durum yüzde 30-40 kadında karşımıza çıkar. Bunun yanı sıra yüzde 3-5 kadında bu şikayetler strese sokacak kadar şiddetli olur. Bunun çok abartılmış formaları da vardır ve toplumsal ve ailevi sorunlar dahi yaratabilmektedir. Bu gibi durumlarda hasta iradesi dışında tedavi zorunluluğu doğmakta ve sosyal bir olay olarak değerlendirilmektedir.

Nasıl tanı konur?

Öncelikle herhangi bir organik neden olmayacak. Ovülasyon yani yumurtlama ile veya sonrasında ortaya çıkacak ve adet ile kaybolacak. Her ay tekrarlayacak ve adet sonrası en az 7 günlük hiçbir sorunun olmadığı dönem olacak. Yani yumurtlama ve yumurtalıkların aktivitesi ile tamamen ilişkili bir durum olacak. Esas önemlisi, hastanın sosyal hayatını etkiliyor olacak ki “premenstruel sendrom” densin.

Bugüne kadar 200 ve üzerinde şikayet tanımlanmış, ancak bunların hepsi bir arada değil gruplar halinde her hastada değişik düzeyde ortaya çıkıyor. Rahim operasyonu olmuş hastalarda da görülmesi kanama ile ilişkili olmayıp tamamen hormonal döngü ve değişikliklerin etkisi ile organ sistemlerinin etkilenmesi sonucu ortaya çıktığını düşündürtüyor. Yani üreme hormonlarının düzeylerindeki oynamalar ile buna verilen organal cevapların doğurduğu fizyolojik ve psikolojik cevaplar PMS yi oluşturur.

Önlemlerden başka ne gibi tedavi yöntemleri vardır?  

Bu basit önlemlerden öte tıbbi tedavi yöntemleri de mevcut olup aslında çok sık kullanılmamaktadır. Örneğin adet döngüsünün ikinci yarısında progesteron hormonunun eklenmesi birçok hastada semptom giderici olup günümüzde doğal formlara yakın progesteronlar üretilmiş ve satışa sunulmuştur. Bu tedaviden yüzde 5-10 hasta fayda görmektedir. Bunun dışında göğüslerde şişkinlik ve ağrının belirgin olduğu hastalarda danazol ve süt salgılatıcı hormon karşıtı ilaçlar faydalı olabilmektedir. Bunun dışında krampları çok belirgin olan, barsak semptomları belirginleşmiş ve sancılı adetleri olanlarda prostaglandin karşıtı ilaçlar, yani bir tür ağrı kesici ve spazm giderici kullanılabilir.

İlaca nadir başvurun

Ayrıca uygun olan hasta gruplarında geçici menapoz veya doğum kontrol hapı ile hormonal döngü tamamen kontrol altına alınabilir. Antidepresanlar, anksiyete tedavisinde kullanılan ilaçlar ve yanı sıra kişilik sapmalarına yönelik tedavi edici ajanlar da faydalı olabilmektedir, ancak bu tür ilaçlara nadiren başvurulmaktadır.

Nasıl önlenir?

Nedenleri ve yarattığı sorunlara bakarak hareket edildiğinde, PMS için oldukça geniş bir yaklaşım paneli mevcuttur ve en basiti diyet düzenlemesidir. Sık yüksek proteinli beslenme ve B vitamini desteği ile kısmen sonuç alınmakta, bazen buna vitamin ve mineral desteği eklenmektedir. Diyet ayarlaması dışında eğer sıvı tutulumu fazla ise adet döngüsünün ikinci yarısında idrar söktürücüler kullanılmaktadır. Esasen potasyum tutucular daha amaca yönelik olacaktır.

Adet döneminin ikinci yarısının başından itibaren egzersiz programları da faydalıdır. Egzersizler, stresle yükselen kimyasallar üzerinden veya hastalarda kendini iyi hissetmesiyle olabilecek endorfin seviyelerinde etkilidir. Burada dengeler son derece önemli olup her bir modalite işe yarayabileceği gibi tamamen etkisiz de olabilir. Bu durum hastalara anlatılmalı ve sabırlı olmaları konusunda ikna edilmelidirler.

Prof. Dr. Gürkan ZORLU
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı
Minimal İnvaziv Cerrahi (Laparoskopi ve Robotik Cerrahi)