Obezite

Obezite yani diğer adıyla şişmanlık vücudumuzdaki yağ miktarının fazla olması olarak bilinir. Obezitede artmış vücut yağı oranı vardır. Ancak bu oranının fiziksel yansımaları kişiden kişiye değişir ve her kişide farklı fiziksel görünüm ortaya çıkıyor. Bunu vücut yağının depolanma yeri ve depolanma şeklindeki farklılıklar belirliyor. Bizler bunu halk arasında farklı isimlendirerek zaten yapıyoruz ve ‘derisi sıkı’, ‘göbeklenme oldu’, ‘kalçaları var’, gibi yağın depolanma yerlerini ve şeklini tarifliyoruz. Bunu belirleyen ana faktörler ise vücudumuzdaki hormon dengesi ve metabolizma. Ayrıca büyüme ve gelişme dönemindeki beslenme ve fizik aktivite sonucu oluşmuş olan yağ dokusu dağılımı ve diğer adı ile ‘yatkınlık’ da oldukça önemli.

Obezite kronik bir hastalık…

Besinlerle dışardan alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması ile ortaya çıkan şişmanlık   insanları kozmetik ve estetik kaygılara sürükler. Bu sorun giderilmeye çalışılırken aslında elde edilen sadece güzellik ve hoş görünme olmayıp altta yatan gerçek tehlikelerden uzaklaşmadır. Çünkü obezite kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalığın da altta yatan nedeni olabilir. Bunu daha dramatik hale getirmek de mümkün: karlp damar hastalılklarından ölüm, vaskuler sorunlarla ‘inme’ riski, Tip II şeker hastalığı ve yarattığı majör sorunlar, mide barsak hastalıkları, uyku bozuklukları, uyku apnesi ve kronik hipoksiye bağlı kronik yorgunluk hali hem obez kişilerde bu hastalıklara bağlı ölüm riskini artırır hem de kalitesiz görünen keyifsiz bir yaşam stiline neden olur. Bunlarda arınmak için tıbbi tedavilerde genellikle yetersiz kalır ve bu nedenle öncelikle obezitenin giderilmesi gerekir.

Obezite kriteri beden kütle indeksi….

Gelişmiş ülkelerde şişmanlık sıklığı giderek artmaktadır. Diyet ve yaşam tarzı bunun başlıca sebebidir. Vücut kütle indeksi kg cinsinden vücut ağırlığının metre olarak boy uzunluğu karesine bölünmesi (kg/m2) ile belirlenir. Bu değer 30 ve üzerinde ise obez tanımlaması yapılır ve eğer 40 ve üzerinde ise çok obez denebilir. 19 ila 25 arası normal  olarak adledilirken  26 ile 30 arası fazla kilolu olarak sınıflandırılır. Bunun yanında bel kalınlığıda belirleyicidir. Çünkü kadın tipi obezite daha ziyade uyluk ve kalçada şekillenirken erkek tipi olanda santral yağlanma olur. Kadın tipi yağ depolanması daha az metabolik risk taşır. Erkek tipi olanda ise karın duvarı ve karın içi bölgelerde yağ depolanması olur ki bu durum sistemik etkileri yönünden daha tehlikeli tiptir. Erkeklerde 94cm bel çevresi ve üzeri dikkat edilmesi gerekirken 102 cm ve üzeri obez tanımlamasına uyar. Kadınlarda ise bu rakamlar 80 cm ve 88 cm olarak belirlenmiştir. Bu iri yapılı  kişileri direk olarak riskli gruba taşıdığından daha iyi bir kriter olarak bel kalça oranı kullanılabilir. Bunun için de belirlenen sınır rakamlar erkeklerde 0.95 kadınlarda ise 0.8 dir ve bu rakamlar üzerindeki değerlerde zaman kaybetmeden profesyonel bir danışma gerekir.

Obezite ve kanserlere yatkınlık….

Şişman kadınlarda meme ve rahim kanseri sıklığı zayıf kimselere göre daha sık. Bunun nedeni ise artmış yağ dokusunun yaratmış olduğu hormonal düzende sapmalar. Obez kadınlarda artmış yağ dokusunda daha fazla östrojen sentezi olur ve uzun vadede bu hormonal dengede östrojen lehine değişime ve buda artmış rahim ve meme kanseri riskine neden olabilir. Erkeklerde ise şişmanlarda yine prostat ve kalın barsak-rektum kanserlerine yakalanma riski daha sıktır. Bu durumda  yine hormonal dengeye etkisi ile ilgili olabilir.

Obez kadınlar ve polikistik overler…..

Bugün 30 yaşın üstünde nerede ise 5 kadından biri kilolu ve bu oran gittikçe artıyor. Bunda refah seviyesinin katkısı büyük olurken yaşam anlayışında  değişiklikler de önemli rol oynarlar. Bunun yanında yaklaşık 5 kadından birinde varolan polikistik overler, şişmanlık ile  sendromu ortaya çıkartabilir. Bu kilo artışı (obesite), beraberinde tüylenme (hirsutism) ve adet problemlerinin ortaya çıkmasına neden olur. Bir kısır döngü ortaya çıkar ve bu endokrin tabloya bir de perferik insülin direnci eklenir ki bunun sonucunda da artmış androjenlerle beraber kalp ve damar sistemi üzerine olumsuz etkiler olur. “Hiperinsülinizm” denen artmış insülin seviyeleri ile beraber “android obesite” yani erkek tipi şişmanlık veya yağ dağılımında erkek tipi değişiklikler hastalarda metabolik sorunların ortaya çıkacağının habercisidirYani adet düzensizliği veya yumurtlamama ile giden hormonal bozukluk bir anda sistemik bir hastalık gibi karşımıza çıkabilir. Buna ek olarak prolaktin seviyelerinde de değişiklikler olabilir ve hastalarda göğüsten süt gelmesi yani “galaktore” olabilir.

Obez çocuklar gelecekte risk altında..

Çocuklarda ve adölesan döneminde görülen  obezite sıklığındaki artış beraberinde metabolik hastalıklar riskinin artışına neden olmuştur. Bu durum obez çocuklarda da insülin direnci varlığını düşündürür. Ailesinde özellikle tip II diyabet hastalığı olanlar veya metabolik sendrom tespit edilmiş ebeveynleri olan çocuklar, erken yaşta santral obezite geliştirenler, polikistik overli kız çocukları gibi insülin direnci varlığı olabilecekler risk grubunu oluşturur. Bu risk grubundaki çocukları erken  tespit etmek ve gerekli önlemlerle gelecekte metabolik sendrom adayı olmadan kurtarmak mümkündür.

Obezler diyete önem vermeli….

Obez hastalarda en önemli basamak iyi bir diyet programı ile kilo vermektir. Bunun yanında sigara ve alkol gibi birinci veya ikincil olumsuz etkileri olan alışkanlıklardan vazgeçmek önemlidir. İdeal bir diyet için profesyonel bir danışma alınması gereklidir ve diyette kabaca ihtiyacın 100 kalori altına inilmesi uygun olacaktır. Bu diyette yağ oranı %30’un altında olmalı.

Yaşam stilinde değişiklik yapmak gerekebilir…

Egzersiz oldukça yardımcı olup zamanlaması oldukça önemlidir. Yemeklerden önce veya yemeklerden 2 saat kadar sonra yapılması uygun olacaktır. Metabolizmayı hızlandıracak yeterlilikte olması da (20 dk civarında yürüyüş, hafif koşu veya benzeri egzersiz programı) önemlidir. Bunun yanında kilo vermeye çoşkulu ve teşvik edici olmak psikolojik olarak kişiyi etkiler ve heveslendirir. Bazı durumlarda metabolizmayı hızlandıran ilaçlar da doktor kontrolünde kullanılabilir.

Obezlerde profesyonel danışma da önemli…

Koruyucu anlamda kalp ve damar sistemi için risk hesabı ve diyet ayarlamaları yapılmalı. İnsulin direnci ile giden tip II diyabet için sorgulama ve gereğinde erken başlanacak insülin direnci kıran ilaçlarla kilo verme programları uygulanmalı. Hipertansiyon ve hiperkolesterolemi için takip ve gereğinde lipd metabolizmasına etkili tedavi programları yapılmalıdır.

Prof. Dr. Gürkan ZORLU
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı
Minimal İnvaziv Cerrahi (Laparoskopi ve Robotik Cerrahi)